. Rüyamda eski sevgilimi gördüm. Alışveriş merkezi gibi büyükçe bir yerdeydik. Önce ben onu fark ettim, sonra o beni. Bıraktığım gibiydi. Bu kadar mı değişmez insan? Konuşmadık ama, gözlerimizi kaçırdık. Yürümeye başladı, ben de arkasından gittim. Bir ara kayboldu. Sonra bir anda karşıma çıktı. Rüyada diyorum ki kendi kendime: "Hah, geldi yine... (Kısa süre geçer; aklın dimağın idrak süresi bu) Yuh, bu kadar mı değiştin? Bu kadar nasıl değişebildin? N'aptın?" Gözünün altı benli, Soner Sarıkabadayı'nın ikizi gibi; onun sarışın, kısa saçlı ve sarı bıyıklı halini düşünün. Öyle olmuş. O arada kız nasıl dönüştüyse? Neler geldiyse başına alışveriş merkezinde? Çözüm sunuyorum... İçinize atmayın. Bilinç altlarımız bize türlü türlü oyunlar oynar sayın okurlar, kendimizi kendimizden korumayı bilelim. Bu da benim tespitim.
Coşkulu kardeşlerimiz
. 29 Ekim saçmalığı sona erse de politikacılarımız türlü bahanelerle bayram kutlamalarını iptal etmek zorunda kalmasa! Çözüm sunuyorum... Her cuma Cumhuriyet Bayramı ilan edilsin, kutlamalar cuma namazını müteakiben, yarım saat kadar bir süreliğine, bir imam gözetiminde ve koruyuculuğunda yapılsın da kurtulalım bu çağ dışı yürüyüşlerden, birilerini anmaktan, onları yüceltmekten filan. Dilediğimizce coşabiliriz böylece her cuma. Hem babalar gibi daha dindarlaşır, hem de Cumhuriyet coşkusunu parti marti ayırt etmeksizin tek yürek, tek bayrak, tek millet ve tek din paylaşırız. Gül suyuyla yıkarız kirlendiğinde cumhuriyetimizin duble yollarını, yüksek hızlı demir ağlarını. Her cuma.
. Yolda, orada, burada az tanıdık'la karşılaşırsınız ya... Selamlaşırsınız önce; hatır sorma, ortak tanıdık arkadaşınız hakkında konuşma, politik gündem üzerine fikir birliğine varma, bir yerlere gidip oturma filan derken o, sadede gelecektir. Bu samimiyetsiz hıyar gereksiz ayrıntıya girecek, durduk yere kendini övecek, başından geçen (ama sizin başınızdan geçemeyecek kadar) ilginç olayları sırasıyla anlatmaya başlayacaktır. Sizi ezmeye çalışacaktır kısacası. Kim Ki-Duk diyecek, Jean-Paul Sartre diyecek, hızını alamazsa Freud filan diyecek, üçünü aynı potada eritecektir. Evet, potada eritmek. Siz de dışındanızdan evet?, içinizden pis diyeceksiniz. Çözüm sunuyorum... Hatır sorma aşamasından sonra hemen onun sözünü kesin ve deyin ki: N'aptın o işleri? Önce mavi ekran verecek, sonra çok hoşuna gidecektir. O, minik sürprizleri sever sayın okurlar.
. Ulusal çapta televizyon haberciliğine hayranım. Şehit cenazeleri duble yollar sayesinde memleketlerine daha hızlı ulaştırılıyor. Ne var bunda? Gerçek mi, değil mi kardeşim? Tam da haberi yapılacak şey. Çözüm sunuyorum... Rahatsızsan seyretme! Seyretme.
Bu seferlik bu kadar. Ben Ne Var Ne Yok, öpüyorum gözlerinizden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder