18 Eylül 2012 Salı

Tatak Amca: Tatak Amca'nın Doğuşu


            Milenyumda doğan 12 yaşındaki çocukların sigaraya başladığı bu günlerde ben de mahallede gezen siyah kafalı 4 yıl sonra benden iri olacak oğlanın kafasını okşadım. Eline para verdim, dürüm, ayran ve sigara almaya yolladım, eve çıktım.
Oğlan geldi, para üstü eksiksizdi. 6 kat çıkmaktan nefesi kesilmişti (asansör yok, kira ucuz). "Telefon numaranı ver bana başka bir şey olursa ben seni ararım," dedim. 10 lira çıkardım uzattım. Oğlan, biraz düşündü. Bana sorarsan uzun sürdü. "Arada sırada tekrardan veririm harçlık, al," dedim. Oğlan parayı aldı. Abartılı el hareketleriyle omzuna vurarak apartmanda "koç bu koç," diye bağırdım.

            Yaptığım hareketi fark etmemle kapıyı kapatmam bir oldu. Kapanan kapının azalan boşluğundan eve dolan oğlanın çatallı sesi kulaklarımda yankılandı. "Saol amca." Kapının ardında bir süre durdum. Yetişkin olmuştum. Belirtilere baktım:

            1: Milenyum bebeleri bana amca diyorlardı.
            2: Kendi ayak işlerim için para karşılığı çocuk kullanmaya başladım.
            3: Dışarıdan gelen araba, çocuk, inşaat sesleri beni çıldırtıyordu.
            4: Cevabını bildiğim sorular sormaya başlamıştım. Geldin mi? Uyandın mı?

            Bu dört madde yetişkin olmanın şartıydı ama tüm bunları fark etmemi sağlayan yetişkinlikte beynin istem dışı yaptırdığına inandığım abartılı ergen sevgisi oldu. "Koç bu koç," diye sessiz çığlığım artık yetişkin ve sorumluluk sahibi bir insan olduğumu kanıtladı. Poşetten paketi çıkardım, oğlan 1 tane sigarayı paketten hacılamıştı.

            Milenyum bebelerinin sigaraya başladığı bu günlerde ben "amca" olduğumu kabul ediyorum. (Oğlan 5-6 kere daha istediklerimi eve getirdikten sonra harçlık istedi 1 lira verdim, artık telefonlarımı açmıyor.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder