19 Eylül 2012 Çarşamba

Dramlars - 1


   Bir insanın düştüğü en boktan durum nedir diye sordum insanlara. Biliyorum cevabı çok merak ediyorsun. Ölmek, öldürmek diyen de oldu, sevgLmn aRtıK GözleRMe 13aqMaMaSı : ( diyen de... Genç! Şimdi bu durumu bir örnekle açıklıyorum, gel.

   Günlerden Pazartesi. Yine saatlerdir evden uzaktayım. Bir argımak (en iyi at soyu) arkadaşım sanayiye gidelim dedi. İyi dedim, gidelim. Nerden bilebilirdim ki hayatımın en kötü günü olacağını? Neyse arabaya atladık, bastık gittik sanayiye. Yol boyu kahkahalar havada uçuşuyor. Aman ne kadar güzel bir gün. Yok efendim kuşlar böcekler. Velhasıl kelam (uzun lafın kısaltılmış hali) ustaya bıraktık arabayı. Zıplaya hoplaya giderken arkadan bir ses; Gençler yarım saate hazır bu! Peki ne yapacaktık yarım saat boyunca? Tabii ki de efsane olan sanayi yemeklerinden yiyecektik. Hemen bir lokanta bulduk, çömdük. ‘Hancı et ve şarap getir!’ edaları içinde siparişlerimizi verdik. Yarım saat boyunca tıkındık. Keyfimize diyecek yok! Çayların, sigaraların havada uçuştuğunu bile gördük! Düşün. Neyse gittik arabamızı almaya. Her zaman olduğu gibi yarım saat içinde hazır olmamıştı. ‘Gençler bitiyo hemen oturun bi çay için çorba için zart için zurt için’. Napalım demeye kalmadan çaylar elimizde beliriverdi. Bir hüpte bitirdim. Bitirir bitirmez bir sancı. Hani böyle apandistinin patladığını düşünürsün ya. Heh işte ondan değil. Tamamen farklı bir sancı. Anam! Noluyor ulaaan demeye kalmadan gazın bağırsaklardaki o harmonik, o dairesel hareketi... İnsanoğlu zeki tabii. Hemen anlıyor kakasının geldiğini. ‘Allahım neydi günahım da dışarda bokum geliyor?’ Yetmiyormuş gibi bir de ‘Günahım neydi allahım da dışarda bokum geliyor?’... Nasıl kaçarım buradan? Nasıl eve giderim tez elden? Bunları düşünürken bir gaz harekatı daha... Anladım ki paçalardan salıcaz aşşaa, yoldum ekinlerin başşağı. Yıh Mıh. Neyse konuyu dağıtmayayım. Hemen bir tuvalet aramaya koyuldum. Evet. Evimin dışında bir yerde sıçmaya karar verdim. Girdim dükkana. Lavaboyu gösterdiler. Kapıyı bir açtım ki aslında tuvalet olan yer bir oda! Hem hela hem depo. Sıçsam mı sıçmasam mı derken baş veren bir şeyler olduğu anladım ama tık yok. Vaz mı geçsem derken o korku, o dehşet anları, o pislik, o çaresizlik, o tarifsiz hisler.. Bırakıverdim. Neyse işimi bitirdim ve çıktım dışarı. Yüzümde karışık bir ifade. Sinirli, rahat, korkulu, endişeli vs. Bunları sana çektirmeye kimin hakkı var a karşim? Aaa evet ‘Sen kendine yapıyorsun bunları’. Bir de ‘Hep içine atmaktan onlar’. Neyse bindik arabamıza. Yol boyu hiç konuşmadım. Arkadaşım bir şeyler sorup mal mal bana bakıyordu. Düşünemedi. Nerden bilecekti ki? ‘Ben dışarıda sıçamıyorum da’ mı diyecektim? Sinirlendim şimdi yine. Neyse. Sevgili genç! Dünyanın en boktan durumu nedir şimdi? Omemo! dediğini duyar gibiyim. Evet. Dışarıda sıçmak istemezken sıçmaktır. Artık bunu öğrendiğine göre sonuç paragrafına geçebiliriz.

   Sevgili karşim bu yazımızda ‘Dışarıda Sıçmanın hedehödösü’ konumuzu bir örnekle pekiştirdik. Pekiştirmek. Pekiştirenler. Geçen pekiştiriyos. Neyse. Öpüyorum böbreğinden.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder